Tekneden trajedi çıktı: Bütün dünya yasa boğuldu

admin

2024 Mart’ında Myanmar’da mülteci kampına sığınan çok sayıda insan, umut tacirlerinin eline düşerek ahşap bir balıkçı teknesiyle olacaklardan habersiz umuda yelken açtılar. Teknedeki 141 Rohingyalı Müslüman mültecinin arasında çok sayıda çocuk da bulunuyordu.

Balıkçı teknesi, mültecileri daha büyük bir tekneye taşıdı ve bu tekne onları Bengal Körfezi’nin derinliklerine götürdü. Bir gün sonra Myanmarlı bir mürettebatla birlikte daha büyük bir tekneye geçtiler. Yaklaşık bir hafta boyunca hiçbir sorun yaşamadan yol aldılar. Mürettebat nazikti, yeterli yiyecek ve su da sağlıyordu. Çocukların oynayacakları alan dahi düşünülmüştü; deniz de sakindi.

9 yaşındaki kızı ile 12 ve 13 yaşındaki oğullarıyla umuda yolculuğa atılan Rahena Begüm için ummadığı kadar kolay bir seyahat oluyordu. Fakat işler birdenbire değişti. Kaptan, gemidekilere planın değiştiğini söyledi. Gemi doğrudan Endonezya’ya gidemeyecek, mülteciler de başka bir gemiye aktarılarak önce Malezya’ya götürülecek, oradan da kara yoluyla Endonezya’ya kaçırılacaklardı. Gemidekilerin başka seçeneği yoktu. “Olur” deyip yeni gemiye geçtiler ve tekne çok geçmeden yola koyuldu.

Yeni geminin Endonezyalı kaptan ve mürettebatı ilk iş olarak erkekleri kadınlardan ayırdı. Erkekler kaptanın yatak odasının altında bulunan kargo ambarlarına atıldı. Karşı çıkanlar dövüldü. Kaptan ve mürettebat kadın ve kızlarla iletişime geçmeye çalışsalar da onlar Endonezce bilmiyorlardı. Endonezce bilen birkaç Rohingya erkeğini ambardan çıkartıp tercüman olarak kullandılar. Kadınlar kaptan ve mürettebatın taleplerini duyunca ağlamaya başladı. Erkekler mürettebata kadınları rahat bırakmalarını söyledi. Mürettebat ise onları dövdü ve ardından da ağlayan kadınları…

Kocası ambarda sıkışıp kalan 17 yaşındaki Samira mürettebatın ilk göz diktiklerinden oldu. Kaptan ve mürettebat defalarca yatak odasına gitmesini emretti. Samira’nın akrabası Fatima Hatun, ağlayan gence hasta olduğunu söylemesini telkin etti. Mürettebat bu durumda ondan vazgeçti. Ancak 12 yaşındaki N.’nin, koruyacak kimsesi yoktu. Tıpkı N. ile diğer dört kadın ve kız da mecburen yatak odasının yolunu tuttu.

Nihayet sabah olduğunda N., tanıdığı bir adamı fark ederek ondan yardım dilendi. O adam odaya yaklaşınca mürettebat tarafından dövüldü. Ancak kaptan N.’nin tuvaleti kullanmasına izin vermesi konusunda ikna etti. Talihsiz genç tuvaletten çıkıp diğer kadınların arasına kaynadı ve kabusun bittiğini düşündü. Ancak ne kaptanın ne de mürettebatın vazgeçmeye niyeti yoktu. Kabus ikinci gece de devam etti.

Üçüncü gece ise kızlar ve kadınlar el birliğiyle adeta kazan kaldırdı. Bunun üzerine kaptan ve mürettebat diğer kadın ve kızlara yöneldi. Kadınlar bu talebi reddedince ekip onları dövmeye başladı ve en sonunda “Eğer odaya gelmezseniz tekneyi alabora edeceğim!” diye bağırdı.

Gemiden sağ kurtulan şanslı kişilerden Amin ve Jannat adlı iki kişi güverteye çıktıklarını, kaptanın sarhoş göründüğünü ve vücudunun titrediğini söylüyor. İddialarına göre kaptan bir ara tuvalete gitti ve ardından dümene yöneldi. Jannat, o sırada kaptanın direksiyonu bacağıyla ittiğini, ellerinin ise genç kızın vücudunda olduğunu gördüğünü iddia ediyor. Derken gemi şiddetli bir şekilde yana yattı ve mültecilerin sağa sola yuvarlanmasına neden oldu. Jannat, teknenin içinde bir yerden 7 yaşındaki kuzeni Futika’nın bağırdığını duyabiliyordu. Çılgına dönen genç, gemiye doğru yüzdü ve Futika’nın kargo ambarında diğerleriyle birlikte sıkıştığını gördü. Jannat onu kurtarmak için bütün gücünü harcadı ama sonuç alamadı.

Boğulanlar, hızla mezarlığa dönüşen denizde çırpınan diğerlerine çaresizce tutunmaya çalışıyorlardı. Ölenler arasında anne ve babalar, kız ve erkek kardeşler, 3 yaşında bir erkek çocuk ve ebeveynleri de vardı. Çok sayıda yolcu, teknenin devrilmesiyle kendilerini tuzağa düşüren ağır balık ağlarının altında mahsur kaldı. Kadınlar gelmeyen yardım için feryat etti. 12 yaşındaki N. gövdeye ulaşıncaya kadar kalabalığın arasından geçerek yoluna devam etti. Bir kez daha hayatta kalmayı başarmıştı. Ancak kaptanın yatak odasında onunla birlikte tacize uğrayan diğer üç kız bunu yapmamıştı. Hırpalanmış bedenleri okyanusun derinliklerinde de olsa huzurlu bir uykuya daldı…

Rahena Begüm suda 9 yaşındaki kızı Rema’yı gördü ancak iki oğlu ortalıkta görünmüyordu. Diğer yolcular Rahena ve Rema’yı gövdeye ittiler, ardından tepkisiz çocuğun göğsünü ve suyla şişmiş midesini pompalamaya başladılar. Aniden Rema’nın eli hareket etti ve birkaç kelime söyledi. Rahena kızını kucağına çekip ona sarıldı. Bebeği en azından şimdilik hayattaydı. Aynı şekilde tekneye çıkmayı başaran 13 yaşındaki oğlu da öyleydi. Ancak 12 yaşındaki oğlu Noor Aziz ise kayıptı. Onu bir daha asla göremeyecekti.

Amin, eğer hayatta kalma umutları varsa, gemiyi sabit tutmaları gerektiğini biliyordu. Ağırlığı dengelemek için adamlara gövdenin köşelerinde durmalarını söyledi. Amin, kurtarma ekiplerinin onları mürettebatsız teknede bulmaları halinde felaketten yolcuların sorumlu tutulacağından korkuyordu. Saatler geçti ve gövdedekiler bir mucize bekledi. Bu arada deniz hırçınlaşmıştı. İlk alaboradan sonra zar zor düzeltilen tekne tekrar alabora oldu.

Tekneden sağ kurtulanlar arasında bulunan Akram Ullah, teknenin ikinci kez devrilmesi sonucu en az 20 kişinin boğulduğunu tahmin ediyor. Ullah’ın belirttiğine göre öğle saatlerinde birkaç balıkçı teknesi yanlarına geldi. Ancak gemidekiler onların fotoğraf ve videolarını çektikten sonra oradan ayrıldılar. Yardım göndermek için kıyıya doğru yüzmeyi deneyenler olduysa da bunlardan bir daha haber alınamadı. Havanın kararmaya başladığı sıralarda Endonezya Sahil Güvenlik ekipleri kazazedelere ulaştı ve teknenin gövdesinin tepesinde bulunan 75 kişiyi kurtardı.

Yorum yapın

vozol 12000 vozol vozol vozol vozol 20000 vozol 10000 vozol neon 10000 vozol 12000 timeisworth.com
casino casino siteleri